Burada çalışmak tehlikeli ve yasaktır.

Yazımıza başlamadan önce bazı şeyleri önce bir inceleyerek başlayalım. Neden tehlikeler var ve neden sürekli tehlike ve tehdit altındayız. Bütün bunları öğrenmeden önce “etik” kelimesi ve “ahlak” kelimesi üzderine iki önemli deyiş üzerinden geçelim.

Etik nedir?

Etik doğru davranışlarda bulunmak, doğru bir insan olmak, ve değerler hakkında düşünme pratiğidir. Etik terimi Yunanca “kişilik, karakter” anlamına gelen “ethos” sözcüğünden türemiştir.

Her ne kadar etik anlayışının tam olarak ne zaman başladığı bilinmese de Dünya’nın farklı yerlerinde birçok farklı toplulukta çok eski çağlardan beri ahlaki anlayışının var olduğu bilinmektedir. Dinler târihi, felsefe tarihiyle antropolojik ve arkeolojik bulgular bunu kanıtlar nitelikte ilgiye dayalıydı. Sokrates’in etik düşüncesi bilgiye dayalı etik düşüncelerinin ilk örneklerindendir.

Wikipedia

Bu kavrama bağlı olarak etiği bir insani değerler yapısı olarak değerlendirebiliriz. Bir çok alanda etik üzerine söylemler ve firmalarda oluşturulmaya çalışılan iş etiği, insanları düzeysel olarak etkilemektedir. İş etiği dediğimiz şey iş yerinde doğru yapılmaya çalışılan bir işin, çeşitli kurallar deneyerek doğru bir biçimde yaptıktan sonra onu sabitleme eylemleridir. İş hayatında etik kavramı tam olarak oturmadığından, yapılan her işte bir tehlike mevcuttur. Bu tehlikeler genellikle insanları bağlayıcı niteliktedir.

Bunları bir örnekle betimlendirecek olursak; X bir firmasında işe başladınız ve size Y bir sözleşme ile etik kurallar çerçevesinde işe başlama fırsatı sunuldu. Fakat siz bu Y sözleşmesine göre firma ne derse uygulamakla yükümlü kalıyorsunuz. Bu durumda Y sözleşmesinin ahlaki boyutta insanları tehlikeye sokan bir durum ortaya çıkıyor. X firmasında yapmamanız gereken bir şeyi yaptığınızda ise yaptırımlara maruz kalıyorsunuz. X firmasında çalışmak zorunda olmasanız bile sözleşmeniz gereği bir işin yapılması gerektiği yapılmaz yada teslim edilmez ise ahlaki açıdan Y sözleşmesine bağımlı hale geliyorsunuz. Firmada çalışmak zorunda kalıyorsunuz.

Firmalar kendi etik değerlerini korurken, bir yandan insanların yaşamını bağımlı hale getirerek; insanın kendi yaşamına ayrılan zamanı, firmaya ayırmak zorunda bırakılıyor. Böylece insanlar özgürce kendi hayatlarını yaşayamaksızın; firmaların kölesi oluyorlar. Buradaki asıl sorun ise insan etiğinin olmamasıdır.

Ülkemizde bir çok firmalarda çalışıyor ve tüm zamanımızı iş hayatına ayırıyoruz. Asıl etik olmayan şey ise firmaların insanları kullanıp; düşük meblağlarda uzun süre çalıştırmasıdır. Hele de gelişmemiş ülkelerde bunu yaşamayan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Devletler bu durumda insanları korumak yerine; firmaları korumayı ve ticari konumlarını korumaya çalışıyorlar. Devletler bu etik kuralları sadece firmalar açısından değerlendiriyorlar. Benzer şekilde firmalarda etik kuralları kendilerine uygun şekilde düzenliyor. Bu şekilde insanları bir çıkmaza iterek; insanların etik durumlarını yok sayıyorlar.

Şunu unutmayalım ne kadar çalışırsak çalışalım, ne kadar ücret alırsak alalım; önemli olan çalıştığımız ve aldığımız değil, kaybettiğimiz zamandır. Zamanı verimli şekilde kullanmaz ve etik kurallara uygun düzenleyemezsek; firma ve devletler’de bizim etik kurallarımıza müdahale etmeye devam edecektir.

Saygılar ve zamanı iyi değerlendirmeniz dileklerimle.

Leave a Comment

%d blogcu bunu beğendi: