Serserilerden korunma rehberi

Serserilik nerden çıktı önce onun hakkında bir biraz bahsedelim. Serserilik 60’lı yıllarda ABD’de sokakta başlayan bir eylemdir. ABD’de bir dönem muhazafakarlıkların artması ile buna karşıt “Punk” değimi ile bir grup bu işin önderliğini üstlendi. Beatles ve Rolling Stones gibi takımlar daha sonra müzik alanında başarılı oldular. Gençler bu dönemlerde kendilerini ifade etmekte zorlandığı için böyle bir akım başlatmışlardır. Bu akıma göre isyankar, toplumun norm ve değerlerine karşı durarak bu eylemler başlamıştır.

Günümüzde ise bir sürü genç işi gücü olmadığı için, bilmedikleri bu eyleme ayak uydurmuş ve kendilerini sokaklara ait görmüşlerdir.

Özellikleri

  1. Tuhaf giyim şekilleri
  2. Sürekli sokakta ona buna laf atma ve millete güç gösterisinde bulunma
  3. Garip müzikler dinlemek; bazen arabesk tarzında müzikler, bazende pop müziği vs dinlemek
  4. Her şeyi alaya almak ve ciddiyetsizce bilmedikleri her konuda bile dalga geçebilirler
  5. Sosyal medyada her gördükleri insana yürüme (onu etkileme) özellikleri vardır
  6. Genellikle sosyal çevreleride kendileri gibi gruplardan oluştuğu için kendileri dışındaki düşünceleri sevmezler
  7. Futbol, Siyaset, Para ve Kız dışında konuşulacak pek bir şey bulamazlar. Buldukları konularda genelde kendi erişemedikleri konulardır.
  8. Sürekli çevreye karşı alaycı ve agresiftirler. Bu özelliklerinden dolayı sevilmezler.
  9. Para kazandıklarında genelde olmadık şeylere para harcarlar, araba en büyük hobileridir. Özellikle eski tip bir şahinle bir grup yanınıza yaklaşırsa aman diyim uzak durun.
  10. Genelde hayatta bir amaçları olmadıklarından, tuhaf tuhaf işlerde çalışırlar. Ticaretden başka bir şeyden anlamazlar.
  11. İşi olmayanlar genellikle ailelerinin verdikleri üç-beş kuruşla yaşarlar.
  12. Herkezi ezik gibi görürler ama asıl kendi ezikliklerinin farkında değillerdir.
  13. Ne yaparlarsa yapsınlar poh pohlanmayı ve övülmeyi çok severler. Hatta kendi aralarında da sürekli bir birlerini gazlayıp, sonucunda kendilerini polisin karşısında bulurlar.
  14. Alkol, uyuşturucu, sigara ve bu tip maddelerin kaynaklarını iyi bilirler. Bu tip ortamlarda raslamanız olasıdır.
  15. Genelde bilinçleri dış dünyaya ve yeniliklere kapalıdır.

Read moreSerserilerden korunma rehberi

Önümüzde uzun bir yol var

Önümüzde uzun bir yol var, fakat bizi bizden ayırmaya çalışan değerlere tahamülümüz yok. Fırsatçılar ve boş yalanlarına boyun eğmeye, dayatmalarına tahammül ettiğimiz şu dönemde, hak denilince akıllara gelen sadece para mıdır yoksa eriyip giden bir psikoloji mi…

Buna anlam vermek zor. Ama bundan kurtulmanın tek yolu cehalletten ve fırsatçılardan uzak durmaya bakıyor. Yıllarca güvendiğiniz insanların kaç tanesi gerçekten yanınızda bir hayal edin ve sorgulayın.

Bu duruma anlam veremeyeceksiniz. Çünkü anlam yüklemek psikolojik bunalım ve strese yol açar. Her şeyde anlam aramayın. Paranın olduğu yerde anlam ve insan hakkı kalmıyor ne yazık ki.

Oturup iki oyun oynayalım, yayın yapıp; kaydedelim ve insanlarla bunu paylaşalım diyorsunuz. Tak hemen önünüze maddi engeller çıkıyor. Sürekli daha iyisini yapabilmeyi dayatmak için satın alım üzerine kurulu bir düzen.

Başarısızlıklarımızda başarı arıyoruz ama önümüze yıllarca maddi sorunlar, boş uğraşlar ve emek sömüren patronlar çıkıyor. Bunlarla mücadele etmeye kalktığınızda ise boşuna uğraştığınızı yıllar sonra anlıyorsunuz. Ama iş işten geçmiş.

İş yerinde insanlarla yarışmaktan önümüzü göremiyoruz. Sonuç olarak siz bir işçisiniz hepiniz üç aşşağı beş yukarı aynı veya benzer ölçekte ücretler alıyor. Departmanlarda yaşamaya çalışıyorsunuz.

Bir düşünün bir gün o departmandan çıkarıldığınızı ve tek başına kaldığınızı. Hiç bir şeyiniz yok. Üstelik elinize de bir kaç kuruş ya geçmiş ya geçmemiş. Ne yapacaksınız? Evde o para ile aile geçindiremezsiniz. O yüzden başka iş bulmak ve aile ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına iş arayacaksınız. Eğer bulamazsanızda sizde onlar gibi yapıp kendi işinizi kuracaksınız ve ne olacak gene bu düzenin bir piyonu olacaksınız.

Ömrünüzü böyle boş şeylerle harcayıp, duracaksınız. Peki sonuç ne? Tabiki de yok. Üç beş kuruş kazanıp, başka şeyler yapıp, kendinizi tekrarlayıp, çoluk çocuk büyütüp duracaksınız. O çocuklarda büyüyüp aynı şeyleri tekrarlayıp duracaklar.

Bu sömürü düzenine birey yetiştirmekten başka yapacak önemli şeyler bulmanız lazım. Kendinizi geliştirmek ve çevrenizi iyileştirmek gibi. Başarabilirseniz umut ve saygıyla anılırsınız. Başaramazsanız bir piyon olarak, kayıp eden gene siz olacaksınız.

Bir kısır döngüye girmiş, yaşamaya uğraşıyoruz. Bu yol uzun ve külfetli bir yol. Ne olur, kendi sağlığınızla ve bu kısır döngü ile boğuşmayı bırakın ve iki dakika kendinize odaklanın. Bırakın dünyanın malı dünyada kalsın.

Nedir bu iş verenden çektiğimiz?

Yıllardır tonlarca hatta galonlarca firmalarda çalıştık ve iş yaptık. Bu insanlara yaranamıyoruz. Ne diyorlarsa yapıyor, asker oluyoruz. Tam düzenimizi kurduk derken başlıyorlar, tantanaya. Yorulduğumuz için işten çekilelim istiyoruz. Stres ve mobbing ile dolu bir yaşama sahip oluyoruz. İnsanların bizi iş yüzünden sıkıştırması bir kenara, birde boktan muhafazakarlıklarını ve gereksiz gururlarını çekiyoruz.

İş yapmak iyi güzel hoş. Sonuçta bir şey yapıyoruz ve karşılığında para alıyoruz. Stress ve sıkıntı illa olacak. Tamam her şey iyi hoş güzel de, neden bir işi bırakırken bu kadar mücadele ediyorsunuz ki; anlamıyoruz. Adam çalışmak istemiyorsa, sal gitsin. Her şirket sahibin de gereksiz iş gururu var. İşlerini yaparken hem karşı tarafı yoruyorlar, hemde para verdikten sonra kendilerini kral gibi görüyorlar. Sanki çok değerli bir şey yapıyoruz. Alt tarafı bir iş. Müşterinin işi görülecek iki tıklayacak ve işini yapacak. Tüm olay bundan ibaret. Ne kendinizi gereksiz strese sokuyorsunuz. Amma kasıldınız ayrıca.

Birde bunlar la; bunların başında duranlar varsa ve başınızda ise; işiniz daha zor. Hem üst tarafa yaranmaya çalışıyorsunuz, hemde aradakilere derdinizi anlatmaya çalışıyorsunuz. Bir sürü tantana. Halbu ki bu aracukar biraz aklı selim olsalar, bu iş sektörü bu hale gelmezdi.

Her önüne gelenin kafasından bir “ünvan” uydurmuş, gidiyor. Bu ünvan işleride cidden çok saçma. Sen işçisin işte; bu kadar basit. Yarattıkları saçma sapan sistemde bir piyonsun sadece. Adamlar seninle bir sürü hamle yapacak. En sonunda işin bittiğinde biri gelip, seni yiyecek. Tüm her şey bitecek gidecek. Ne diye bu sistemde direnmeye çalışıyorsunuz. Madem batacaksınız, insan olarak batın. Bırakın işinizi gücünüzü, kafanıza göre; gezin, tozun, eğlenin.

Zaten şunun şurasında en kötü 60 yılınız var. Bunun 20-30’unu gençliğinizde geçirdiğinizi varsayalım. Kalıyor geriye 30 yıl. Bu 30 yılda yaşayacağımızın garantisi yokken, neyinize güvenip; bu 30 yılın, 20 yılını para kazanmak ve kendinizi geçindirmek için heba ediyorsunuz. Her alanda çok güzel konuşmayı biliyorsunuz ama kendinizi biraz salın, kardeşim. Bu gidişle o kalan 60 yılın kalan zamanınıda zor göreceksiniz. Boşuna kendinizi heba etmeyin.

Yaklaşık 12 yıldır yazlım ve iş sektöründe aktif rol aldım. Bu güne kadar kimse bana “Nasılsın, iyimisin? Keyfin yerinde mi?” demedi. Sırf bunu demedi diye, aklın hükmü ile çalışmayı bırakmadık. Çalıştık, çabaladık; gene olmadı. Ne durumda olursak, olalım; şu an sağlık problemleri yüzünden sürünüyoruz. Paranın, kaybettiğimiz sağlık ve sıhatimizin yerini doldurmayacağını bildiğim için artık bu meslek terörünü bıraktım. Youtube’da oyun oynayarak ve çeşitli işletim sistemlerine (açık kaynak olarak) destek vermeye devam ediyorum.

Bu yazıyı okuduğunuza göre değerlisiniz ki; bunları yazıyorum. Eğer değersiz olsaydınız, yazının bu kısmına kadar gelemezdiniz. Kendinizi rahatlamış ve huzura ermiş biri gibi hissedin. Kafanızı boşaltın, istedim. Bölümü geçmiş gibi sevinip, sakin hayatınıza dönebilirsiniz.

Hayatınızda başarılar diliyorum ve öpüyorum.